önce özetler…
evden çıktığımda, koltuk döşemecisinin önüne geldiğimde, sigara yaktığımı fark ettim. sigaramı yakmadan önce arkama baktığımı araba yerinde mi değil mi babam işe gitmiş mi gitmemiş mi… şu ana kadar hiç yakalanmadım, yakalanmakta istemiyorum babama… eğer ağzımda beni sigarayla görürse yerin dibine geçeceğimi biliyorum utancımdan… ben babamı çok seviyorum… yüzüne diyemiyorum… taşralı bir gencin içinde çağlayan suları babalar pek fark etmez.. taşralı babalarda içlerindeki o duru sevgiyi pek fark ettirmez… suskunlukla herşey anlatılır ve çok şükür deriz susunca… içimizdeki herşeyi anlatırız.
bir keresinde anneme yakalanmıştım da bana küsmüştü… sen içmemeliydin demişti içmemeliydin… anne diyemedim anneciğim, biliyorum içmemeliydim ama niçin başladım niye başladım bilmiyorum. ama söz bırakacağım demiştim de sözümü yerine hala getiremedim. kardeşim, annemin yanında sigara içiyor ve ben utandığım için içmiyorum. iyi ki de içmiyorum.
hep aynı yerde sigaramı söndürdüğümü fark ettim. büyük oteli geçtikten sonra caddedeki ilk küllükte söndürdüğümü fark ettim…
dershanedeykende hep üçüncü teneffüs arası sigaraya indiğimi fark ettim. 5. kattan asansörle iniyorum, neyse ki asansör var… kışın dışarı çıkmakta sorun olacak… ah! tütün…
aslında ben bu satırları yazmayı düşünmüyordum, yazdım ama. e kalsın o zaman…
****
müdür canımı sıkıyor. tijen hanım (kaynanalar dizisinden bir karakter) gibi bir karısı var. onun korkusuyla sigarayı bırakmış bana da bırakmalısın muhabbeti yapıyor. sigara içmeyenlerin içenlere karşı, bırak, zararlı gibi uyarılarından nefret ediyorum…
*****
bugün akşam saat beşte savaşı kazanmış bir kumandan edasıyla çıktım dershaneden. haklıydım hakka tapıyordum… alınterine inanıyordum. osman konuk’un penyelere inandığı gibi. şunu da anladım ki çalıştığım kurumda son senem olacak gibi görünüyor o tartşımadan sonra. şubattan itibaren iş aramam gerekecek. rabbim bunları düşündürmeden atanmam için bana yardımcı olursa ne güzel olur…
özel sektör canbazlarından kurtulur, ipte yürümek gibi bir marifetim olmaz. dershanede çalışmak böyle bişi galiba. sirk gibi… ipte yürüyeceksin, şov yapacaksın, eğlendireceksin, acılarını içine atan palyaçolar gibi. bir dershaneci okuyor mu acaba satırlarımı…
UYARI: bu durumun sigarayla hiç bir bağlantısı yoktur… çook farklı şeyler çoook…
bugün kendimi cengizhan, alparslan, attila, fatih, selahaddin gibi hissettim.
*****
bugün kendime selpak mendil aldım.
eve gelirken devamlı film kiraladığım dükkana uğradım. bir film sordum. bilemediler… tek tek karıştırdım, bulamadım filmi… filmin adı: “benim için üzülme”
filmin şarkısını onlarca kez dinledim… izlerim herhalde …
selpakı niye mi aldım. ağlarım belki dedim.
hı hı ben çok duygusalım. gelecek sefere duygusallık üzerine yazayım bir şeyler… yazarım herhalde…
dükkandan boş çıkmayayım dedim… mommo/kızkardeşim isminde bir film aldım. izleyemedim. kopyaladım…
bab’aziz diye bir filmi de bulmam lazım. bulursam izlerim herhalde…
*****
açık mektubuma cevap geldi… burda paylaşmak istedim ama izin alamadım. kimden (kendimden)
ikincisini yazıyorum. fazla sürmez bitiririm herhalde…
*****
ne diyecektim ben,
sevgili dostoyevski ben seni de çok seviyorum… ne demiştin bir keresinde kulağıma fısıldamıştın hani… hani ben yolculuklar yapardım haydarpaşa’ya doğru… hani yağmur eşlik ederdi ne fısıldamıştın. uyku ile uyanıklık arası:
insan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar yapabilir. muhteşem hatalar yapıyorum. arşivliyorum. sıkıştırılmış dosyalar yapıyorum kendime. koleksiyon yapıyorum hatalarımdan…
dostluk hataları: en çokta bu koleksiyon yaralıyor beni biliyor musun…
aşk hataları: zaten aşkın kendisi hata…(şükür ki koleksiyon birkaç platonik gençlik hatası olarak duruyo)
hayal hataları
yazım hataları
canım yanıyor hataları
yaprak testi hataları
sanal hataları(m)
yalan söyleyen ruzigar utansın diyorum. offline oluyorum içime çekilerek.
pencerimin camına yağmur damlaları vuruyor.
bir bakayım ne istiyorlar yine benden…
Kasım 5, 2009 8:01 am
You-a true friend!!!! demiş hiç tanımadığım biri ve google’dan kopyaladığı İngilizce cümlecikleriyle.. Ona istediğim bir şeyi sunuverdiğim için.. Oysa uzun zaman önce öğrendiğim bir şeydi, insanlara istedikleri şeyleri pat diye vermeyeceksin.. O an sevinirler, o an da unuturlar:) İnsanlar sürüm sürüm sürünmeye bayılır, acı çekmeye yanarlar.. O zaman çok severler, deli divane olurlar ve sen saygı kazanırsın.. Asla duygusallığını belli etmeyeceksin, vallahi tekmelerler.. İçinden geldiği gibi davran diyenlere de inanma, hepsi yalan.. Benim içimden ne geldiyse onu yaptım, sonunda mal gibi ortada kalmıştım:) “Hayat bu, yaşamak biraz böyle”.. Kızları hiç anlayamamışımdır zaten, tuhaf yaratıklar.. Ne istediğini çoğu kez bildiğini sanıp, burnunun ucunu bile görmeyen güruh.. Hangi arada dişiydim, ne zaman sadece “insan” oldum, çok iyi aklımdadır.. İki cinsi de seyredip alemlere dalıyorum:) Bir sigara da benim için yak.. Ama ben içmeyeceğim, ısrar ediyorum:)) 1.5 sene oldu kendimi öldürmeyi bırakalı..
Bir de.. İş konusu.. Olacaktır, üzülme:)
Ya da boşver.. Bunların hepsi hikaye:)
Kasım 5, 2009 8:25 pm
selamlar;
bab’aziz i izledim, izlenesidir, hele bir müziği var onu çok beğendim filmin içinde.
onun dışında benmi içni üzülme nasıl bir film, orjinal ismi bu mu?
başka başka kendini öldürmeden sigara içebilirsin
Kasım 5, 2009 9:20 pm
benim için üzülme bir fransız filmi… 2006 yapımı… bende bir şarkısını dinleyerek keşfettim… orijinal ismi:je-vais-bien-ten-fais-pas…
selamlar fny…
Kasım 6, 2009 9:04 am
yalnız hüznü vardır kalbi olanın, niyeyse aklıma geldi…
Kasım 6, 2009 12:00 pm
evet biliyorum bu şarkıyı…hatta çok sevmiştim.
filmi izlemedim ama izleyeceğim inş.
Kasım 9, 2009 1:50 pm
istanbulda hava yaz günü gibi bu aralar..sıkılıyorum bunalıyorum patlıyorum…benim de canım özet geçmek istedi şimdi…niyeyse burda hem…
esrariler’i buldum geçen cumartesi taksimde,sahaflarda…beş liraydı..dörde olmaz mı dedim…olmaz dedi…beş liraya aldım…iyi ki almışım…yağmur başlığına takılı kaldım iki gündür…okuduğum gece nerdeyse yirmi kişiye gönderdim mesajla.hiç üşenmedim tam beş mesajlık yazdım yazdım…yirmi kişiden sadece dördü tepki verdi…
o gün altı kitap daha almışım…kitapçılara girdiğimde resmen kaybediyorum kendimi…dışarıya çıktığımda da uzun bir süre bulamıyorum…
bu yıl herşey bi değişik…nedenini biliyor gibiyim…
susmalıyım sanırım biraz…
rüzigar esmeli biraz bağçemde…
inşallah….
Kasım 9, 2009 6:22 pm
hoşgeldin ebru,
özetlerin için teşekkür ederim,
esrariler ve ahmet güntan… okunmaz mı…
cevap veren beş kişi var ya.. yeterde artar bile…
kitapçıya giripte kendini kaybetmemek mümkün mü…
yağmur yağmur yağmur…