Yazar Arşivi

biriciğim

Posted in Kategorilenmemiş on Ekim 11, 2008 by ruzigar

okuma duygusu, biriciğim…

şu anda, şu yaşadığım çevrede, şu iş hayatımın çekilmezliği(dershanecilik)nde okumak okumak okumak…

biriciğim benim… keşke daha geniş zamanlarım olsada sizden hiç ayrılmasam(kitaplarım)…

annemin kızdığı kadarım babamın sinirlendiği kadar…kardeşlerimin anlam veremediği kadar…arkadaşlarımın dalga geçtiği ve anlayamadığı kadarım… işte buyum…

****

bunlar için mi bekletiyorsun kendini

bilmiyorum

bilmiyorum

bilmiyorum

gezinti

Posted in Kategorilenmemiş with tags , on Ekim 3, 2008 by ruzigar

ben röportaj okumayı çok severim… sevmek ne kelime büyük keyifle, dikkat kesilerek ve heyecanla okurum… tabii röportaj yapan kişinin sorulardaki ustalığı, üslubu da önemli… bu söylediğim röportaj için bir ilke midir… yooo… öyle bir ilkede edinmedim ama istemeden de olsa dikkat kesilirim… okuduğum röportajlarda röportaj yapılan kişi de önemlidir tabii… 

bundan sonra  gerek sevdiğim yazılar olsun gerekse röportajlar sizlerle paylaşacağım… tabii sizde benden esdirgemeyin (ne güzel kelime oldu:esdirgemek–hehehe türk dil kurumu esdirgemek bana aittir lütfen kapmayalım..aloo…)

buraya okuduğum bir yazıyı ve üç röporajı alıyorum… sabırla tadını çıkararak okumanızı tavsiye ediyorum… tabii şunu da biliyorum ki, şunun şurasında okuyan kaç kişiyiz di mi…

şunu da itiraf ediyorum ki, kimse kolay kolay internette uzun yazılar okumuyor… bazı insanlardan duymuştum… sevdiğim bir yazı olursa çıktısını alıyorum diye… bende okuyamıyorum nette… ama alışmaya çalışıyorum okumaya… tamam biliyorum kalem bambaşka defter bambaşka kitap, dergi bambaşka bişi de… internette bizim gerçeğimiz… kopamıyoruz… alıştık… okuyalım okuyalım okuyalım…

***

I. link:/cihan aktaş/KİBRİTÇİ KADIN

II.link:SADIK BATTAL’LA SİNEMA ÜZERİNE

III.link: SİBEL ERASLAN’LA SİRET-İ MERYEM ÜZERİNE

IV.link:İBRAHİM TENEKECİ İLE  ŞİİR KİTABI AĞIR MİSAFİR ÜZERİNE

afiyet olsun

ruzigar-ı bayram

Posted in Kategorilenmemiş with tags , , , , on Eylül 29, 2008 by ruzigar

 

 

BİR MERHAMET BİN ÇİÇEK

sabah uyanınca ne göreyim?
bayram gelmiş.
nereden geldiğini bilmiyorum ama önemsiz.
önemli olan nereye geldiği

 

 

 

pabuçlarımın içi bayram dolu
kuşlara bakıyorum
arkadaşlarımın yüzüne bakıyorum
kayığımın küreğine
kalemimin ucuna

ve saatimin yelkovanına bakıyorum
yıldızlara
bahçelere bakıyorum
her yer bayram
dönüp içime bakıyorum
bir merhamet bin çiçek yüz bin aşk
bayramı seviyorum

Mevlâna idris

 

 

bu geceye dua…

Posted in Kategorilenmemiş with tags , on Eylül 26, 2008 by ruzigar

Tanrım!

kendini yitirmiş, bir taksit daha ödemiş olmanın mutluluğunu yaşayan yığın parçalarından biri olmaktan koru bizi… isyanımı şuursuz kılma.

                                                     -aşk üzerine değildir-

ben sana mecburum

Posted in Kategorilenmemiş with tags , on Eylül 22, 2008 by ruzigar

günüm çok yorgun geçmişti… ranzama uzanıp şafak hesaplıyordum… geçer mi bu kalan günler diye… elbet geçecekti… ama askerlik sabrı öğretiyordu insana… hemde çok güzel öğretiyordu… uykuya dalmak üzereydim ki yanıma T geldi… selamlaştığım bir çocuktu ama hiç uzun uzun sohbet etmemiştim… edemezdim de, garip birisiydi çünkü… kollar dövmeli ve jilet izi… ne demeli…

-hoca sen okumuş adamsın… bana kısa bir şiir lazım… acele…

-hayırdır T

- ya hoca hiç sorma manitayı küstürdük, şimdi gönlünü almam lazım… güzel şiir olsun… sen bilirsin belki…

- inanır mısın hiç bişi gelmiyor aklıma…

- hadi hoca ya… biraz düşün gelir aklına…

-tamam bir düşüneyim bakalım…

nerden çıktı bu çocuk şimdi… herşey sivilde kalmıştı, şiir bile… (yok şiirin hakkını yememeliyim… iki tane şiir yazmıştım askerde … ve o iki şiirin hayatımda bir dönüm noktası olduğunu nerden bilecektim… beni yeniden kendime getirmişti…)

- ya bir şiir geldi aklıma ama çok uzun….

- olsun hoca… al sana kalem kağıt yaz…

-hepsi aklımda diil kii… hem ben sevmem şiir ezberlemeyi…

- ya hoca niye yokuşa sürüyorsun… güzel mısralar olsun yeter…

- tamam tamam

- bak söylüyorum sen yaz…

ben sana mecburum bilemezsin…

-dur hoca

-noldu..

-hoca harikasın sen… tam aradığım mısralar… devam et…

ben sana mecburum bilemezsin

adını  mıh gibi aklımda tutuyorum

-dur hoca…

-ne oldu T.

-hoca var ya maffettin herşeyi

- yav noldu…

- ya hoca bu ne yaa.. mıh çivi ne yav.. bunlar beni bozar… vazgeçtim göndermiyorum bu mısraları manitaya… bulurum ben bişeyler… beni hayal kırıklığına uğrattın…

sustum kaldım… gitti yanımdan..

işte sana konuşan biri

Posted in Kategorilenmemiş with tags , , on Eylül 21, 2008 by ruzigar

ezginin günlüğünün şarkılarını çok severim… üniversitedeyken istanbulda yayın yapan bir radyo vardı.. yaşam radyo… bir dönem kapanmıştı sanki… şimdi yayımda galiba… biraz önce google’dan aradım… internet sitesini buldum… işin ilginç tarafı unutmuştum bu radyoyu… ezginin günlüğünden bir şarkı kaydetmiştim yaşam radyodan… çünkü şarkının arasında yaşam radyo cıngılı vardı….. gelelim şarkıya… KIYISIZ DENİZ….

televizyon izleme adetim pek yoktur… geçenlerde kardeşime iftar için gitmiştim. trt bire takıldım.. güzel bir iftar programı vardı. programı sunan arkadaş bir şiir okudu… şiirden mısralar okudukça garip oldum… ve biliyorum dedim bu şiiri.. ezginin günlüğünün bestelediği kıyısız deniz’di… orjinali de güzelmiş dedim… sonra şiirin mevlanaya ait olduğunu öğrenince eyvallah dedim. eyvallah… ilk işim kıyısız denizi bulmak oldu…  buldum ve dinliyorum şimdi kıyısız denizi…

****

işte sana konuşan biri
dilsiz ve dudaksız
durmadan koşan biri
elsiz ayaksız

böyle koşup durmak
senin neyine gerek
boşlukta ayaksız yürümek
gökteki ay gibi

ben bir denizim
kendi içinde taşan
ben bir denizim
uçsuz bucaksız
kıyısız hür bir deniz

DÜNYA DÖNÜYOR EVE

Posted in Kategorilenmemiş with tags , , , , on Eylül 19, 2008 by ruzigar

9-72. sayılar arasından bir sayı söyledim… tabii heyecanlandım.. ne içindi acaba… besmele çekip 26 dedim… karşıma DÜNYA DÖNÜYOR EVE başlıklı bir şiir çıktı… üşenmeden yazıldı ve ruzigara gönderildi.. seçimimi beğendim… çok teşekkür ederim…

***

DÜNYA DÖNÜYOR EVE

 

Her zamanki şeyler, geçim derdi vs.

Ömrümüz usulca çekiliyor göndere

 

Yürüdükçe yoruyoruz seni yol

İnsanlık öldükçe nüfus artıyor

 

Ah diyorum, ne yapayım ben?

Gökyüzü kalıyor bizden geriye

Çalışmak,çabalamak,yine de….

 

Yer arıyorum, üzülmek için

Eskiler pişermiş kısık ateşte

Ayağa düştü şimdi büyümek bile

 

Sıkılmak gibiyim sonuna doğru

Ne çok istiyorum akşam olmayı

Yanağa yaklaşan öpücük gibi

Uykunun dallarına konmayı…

 

 

 

Syf:26J

Ağır Misafir, İbrahim Tenekeci

 

01:58

 

2008-09-20

 

 

 

 

ramazan güzellemesi/4

Posted in Kategorilenmemiş on Eylül 16, 2008 by ruzigar

bugün öğleden sonra bir mahalle gezintisi yaptım… şehrimin küçük mahallelerinde minik bir gezinti. sessiz, sakin mahalleler… çocuklar kendileri için kurulan parklarda oynuyorlardı, evlerinin önündeki kaldırıma ilişmiş yaşlı teyzelerimin yüzünde orucun dingin ve münzevi bakışlarını gördüm.. bakkal önlerinde gençler önceki günün maçlarını hararetle yorumluyor ve birbirlerini kızdırıyorlar… yaşlı amcalarımın bir kısmı mahalle camiilerinin avlusunda diğerleri de camiinin dışındaki banklarda oturmuş kendilerini sessiz bir zikre kaptırmışlar gibi suskun bekleşiyorlardı…

***

 

 

 

 

 

 

 

otlar yavaş yavaş sararıyor… sahi eylüldeydik değil mi…

güz yine iyi niyetiyle hüznüyle geldi… mevsimler sözlerinde duruyor…

 

 

 

 

 

 

 

 

şehrin içinde, kavakları hissetmek ne güzel.. hala gökyüzüyle barışık olduğumuzun apaçık kanıtı… mahallenin diri olduğunu gösteriyor ama korkuyorum ki yakında kesilecek bu ağaçlar… apartmanlara kurban edilecek…

 

 

şirin, hatta şipşirin boyanmış…

 

bu görüntüde canımı acıttı… bakımsız, yalnız bir çeşme…

 

 

 

 

 

 

 

 

huzur veren bir sokaktı…

 

hoparlör görüntüyü bozsa da şirin bir mescit…

****

kendi halimde dolaştım durdum… bir entellektüel artistliği gibi değildi… içindeydim bizzat bu duygunun… nostalji falanda yapmadım… içimden geldiği gibi oldu… sadece bakmak ve görmek arasında neleri kaybettiğimizi söylemek isterim… görmek lazımmış ey gönül…

 

ramazan güzellemesi/3

Posted in Kategorilenmemiş with tags , , on Eylül 16, 2008 by ruzigar

- ne izliyorsun

- diyetisyenmiymiş neymiş onu izliyorum…

- ne diyor

- sahurda ağır, yağlı yemekler yemeyin diyor.

*iyi demiş haklı, ağır yememek lazım…

- bugün sahurda neler var anne?

-?

- anne, duydun mu beni?

- ne demiştin?

- sahura ne var

- gözleme yapacağım…

 diyetisyenin çıktığı kanalı hemen değiştirdim, gözlemeleri hayal ederek daldım gittim…

Posted in Kategorilenmemiş on Eylül 11, 2008 by ruzigar

 sisliydi kirpiklerin

ve

gözlerin yağmurlu

 ***

iyi yolculuklar