günüm çok yorgun geçmişti… ranzama uzanıp şafak hesaplıyordum… geçer mi bu kalan günler diye… elbet geçecekti… ama askerlik sabrı öğretiyordu insana… hemde çok güzel öğretiyordu… uykuya dalmak üzereydim ki yanıma T geldi… selamlaştığım bir çocuktu ama hiç uzun uzun sohbet etmemiştim… edemezdim de, garip birisiydi çünkü… kollar dövmeli ve jilet izi… ne demeli…
-hoca sen okumuş adamsın… bana kısa bir şiir lazım… acele…
-hayırdır T
- ya hoca hiç sorma manitayı küstürdük, şimdi gönlünü almam lazım… güzel şiir olsun… sen bilirsin belki…
- inanır mısın hiç bişi gelmiyor aklıma…
- hadi hoca ya… biraz düşün gelir aklına…
-tamam bir düşüneyim bakalım…
nerden çıktı bu çocuk şimdi… herşey sivilde kalmıştı, şiir bile… (yok şiirin hakkını yememeliyim… iki tane şiir yazmıştım askerde … ve o iki şiirin hayatımda bir dönüm noktası olduğunu nerden bilecektim… beni yeniden kendime getirmişti…)
- ya bir şiir geldi aklıma ama çok uzun….
- olsun hoca… al sana kalem kağıt yaz…
-hepsi aklımda diil kii… hem ben sevmem şiir ezberlemeyi…
- ya hoca niye yokuşa sürüyorsun… güzel mısralar olsun yeter…
- tamam tamam
- bak söylüyorum sen yaz…
ben sana mecburum bilemezsin…
-dur hoca
-noldu..
-hoca harikasın sen… tam aradığım mısralar… devam et…
ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
-dur hoca…
-ne oldu T.
-hoca var ya maffettin herşeyi
- yav noldu…
- ya hoca bu ne yaa.. mıh çivi ne yav.. bunlar beni bozar… vazgeçtim göndermiyorum bu mısraları manitaya… bulurum ben bişeyler… beni hayal kırıklığına uğrattın…
sustum kaldım… gitti yanımdan..