1) bazen öykücüler, şairler ve diğer edebiyat yazarları okurlardan bahseder… okurlar nasıl bişeydir merak eder dururdum… aylık, iki aylık, üç aylık periyodlarda çıkan dergiler vardır… yazarlar, şairler ürünlerini önce dergi vesilesiyle okura sunarlar… sonradan yayımlanan bu ürünler kitaplaştırılır. arkadaşlar normal olmadığımı iddia ederler… sürekli dergi alıyorum diye…(kitapları geçtim) belki de hastalık kimbilir belki de okurluk… yok kendi kendime söz vermiştim mütevazı olmayacağım… ben iyi bir okurum… bu dergileri ayakta tutanlardan birisiyim… yayımlanan ürünleri elbette değerlendirmeye hakkım var… var.. var..
*****
2) önce heves dergisinden başlamak istiyorum… heves dergisi adana’da çıkıyor… derginin kaç ayda bir çıktığını bilmiyorum açıkcası… elimdeki dergiler içerisinde (fotoğrafın dışındakiler de var) şiir ve diğer yazılarını zevkle okuduğum bir dergi heves… (okur sadece zevk mi alır) değişik dergilerde gördüğüm isimleri heves’te okudum… sevindim buna.. Heves Dergisini takdir ediyorum… sevgili ahmet güntan’ı (parçalı ham sürüyor), osman konuk’u (küllük devam etmeli..) gördüm dergide… gülce başer’in kanal m(utfak) şiirini çok sevdim(okur hem zevk alır hemde sever)
—kısa bir ara—
yukarıda sevindim buna cümlesinden ilhamla yazılmıştır… yazar çizer taifesi çoğunlukla edebiyat mafyacılığı oynar… başarırlarda bunu… bir dergide yazanı diğerinde göremeyiz çoğu zaman… çevre falan oluştururlar… körler sağırlar birbirini ağırlar muhabbeti en çok edebiyat dergilerinde döner… (ya gidin ya ya konuşturmayın beni.. tövbe tövbe) seninki benimki muhabbetine girerler ki okur (yani ben) nefret eder bu durumdan… sinirlenir… küfreder… hem onlara hem de kendine… çünkü para verip alıyorsun… o zaman bu adamların kaprislerine katlanmak lazım… edebiyatında çirkin yüzü oluyor… ama okur bilmesin nolur bunu… sadece edebiyatı düşünün şiiri düşünün ey kalem ehli… yemeyin birbirinizi… gerçi yaptıkları kavgaları polemikleri de iyi edebiyat iyi şiir için yapıyoruz derler… isim istemeyin benden lütfen… tanımıyorum onları…
—devam edelim—
*****
3) edebiyat ortamı dergisi ankarada çıkıyor.. iki aylık… edebiyat ortamı bundan seneler önce(on yıl var mı) çıkmıştı.. dinlendi ve dinç dinamik bir şekilde tekrar bizim (okur) karşımızda… bütün eski sayıları var bende… (koleksiyonculuk değil/tutku).. edebiyat ortamının temmuz-ağustos sayısı elimde şimdi…
öykücü ethem baranla yapılan sohbet okunmalı… ethem baran… sene kaçtı… 96 veya 97… kurutulmuş gül mevsimi kitabını alıp okumuştum… lirik bir havası vardı öykülerin… sadece ismi için bile alınır ve okunur : kurutulmuş gül mevsimi… selçuk küpçük’te ikinci albümüne bu ismi vermişti… ethem baran okunmalı… üstad arif ay’ın dergiler arasında başlıklı değinileri dergiyi renklendiriyor… eleştiriler beğeniler… arif ay dobra dobra… ve arif ayın şiirlerini seviyorum… bir de gece yazıları vardı üstadın… bir solukta okumuştum… klas duruşumu tazelemişti arif ay… eyvallah… bence edebiyat ortamı şiir seçiminde biraz daha dikkatli davranmalı.. (okur olarak böyle bir istek hakkım var) şair mustafa aydoğan’a selamlar, saygılar… edebiyat ortamı hep olsun…
*****
4) dergah dergisi sayı 222… dergah isminin hakkını verdi… ve çok iyi isimler yetiştirdi… mustafa kutlu’nun ellerinden öpüyorum… dergiye emeği geçenleri de selamlıyorum… (bir ben yazamadım dergahta/çokta istiyorum/kısmet/hayırlısı… okurun içinde de vardır biraz yetenek.. kalem tutar eli…klavye de kullanır)..
sibel erarslan: içi, yüzü kaleme dönüşüyor ve kağıda dökülüyor… parçası benden kitabı çıktı… (almadım henüz) sibel erarslanla yapılan bir konuşma var dergahın ağustos sayısında… bülent parlak’ın şiirini çok sevdim… kendini tekrar eden mısralar olsa da dergaha yakışmış bir şiirdir…(okur eleştirmesini bilmeli de…)
*****
5) bülent parlak ismi geçerde izdiham’a değinilmez mi… izdiham kaç aylık acaba belirtmemişler… dergiyi kimseye tavsiye etmiyorum… çünkü sağlığa zararlıdır… yaşamayı sevenler uzak dursun… izdihamı selamlıyorum… internet sitesinden kağıtlara aktılar… durulmasın… hep aksın engin denizlere izdiham ırmağı… insanları şaşırtsın, şamar atsın, üzsün, gerçeği haykırsın ki… kendine gelsin uyuyanlar… izdiham ilk sayısına zafer ekin karabay’ın trafik şiiri ile giriş yapmış… izdiham bilerek seçmiş bu şiiri… trafikte kalanlar için, geçtiğin tarafı bileceksin diyor izdiham… (okur yanılabilir mi..) müntehir şairimizin şiirlerini seviyorum… ben aslında müntehir şairlerin şiirlerini hep seviyorum… ilhami çiçek’i daha çok seviyorum…neyse…
izdiham zehir sunuyor arkadaşlar… içmek, içmemek sizin elinizde…
*****
6) hece dergisini biliyoruz… peki hece öyküyü biliyor muyuz.. hece öykü iki aylık öykü dergisi… her zaman alamasam da 28. sayıyı aldım… kapakta dünden bugüne türk öykücülüğü başılığını görseniz almaz mısınız… hele toplantıyı yapan isimler… emeklerinize sağlık üstadlar… keyifle okudum… kimler var toplantıda… selim ileri, necati mert, nalan barbarosoğlu, behçet çelik, ömer lekesiz, necip tosun(abi senin öykülerinde bana hitap ediyor bilesin…küller ve uçurumlar yüreğimi delip geçti…), hüseyin su (ankara’ya yolum düşerse inşallah.. sizin yanınıza gelip helallik alacağım/almalıyım… işsiz olduğum dönemde para gönderememiştim dergiye… hala içimdedir acısı… kul hakkı bu…(okur şimdi işin var gücün var… yatırsaydın ya…haklısın…ama olmadı işte..üstüme gelme…) üstadla gülşefdeli yemenini, ana üşümesini, aşkın hallerini konuşmak istiyorum.. çok hem de çok…
*****
7) derkenar dergisine bakıyorum da… öyle nasıl desem… yine kapanır çok sürmez gibi düşünüyorum nedense… bence kırknar devam etmeliydi… derkenar ismi çok da orjinal değil… ama yazan isimler bu söylediğim tarafı (bu bir reklam değildir) bertaraf ediyor.. hüseyin akın adem ağacı şiiriyle selamlamış okuru arka kapakta… usta öykücümüz cihan aktaş sedef’i anlatmış… öykü bittiğinde sedefi merak ettik durduk… belki ayrıca sedefin öyküsüde gelir… sedefe benzemek öyküsü tamamen hayatın içinden bir öykü. (okurun henüz öykü tahlil yeteneğini oluşmadı) bir solukta okudum… cihan aktaşın öykülerini çok seviyorum… üç ihtilal çocuğundan tutunda azizenin son gününe kadar… son büyülü günler… hangisini sayayım.. keşfedin usta öykücümüzü… esra elönü kendi üslubuyla şiir tarihine ismini yazdırabilecek mi… bilmiyorum… zaman gösterecek…. furkan çalışkan soyisimin hakkını veriyor… ahmet edip başaran.. başardı bile… eyvallah… derkenar’a yayın hayatında başarılar dilerim… şaşırtmasın bizi… hep devam etsin…
*****
insanın hep yazası geliyor… bu tanıtımlarım böyle oldu… napim… yazasım geldi birden…yazdım….

